22 Mayıs 2012 Salı

Bir Kadının İntizarı.... Mektup

Bir Kadının İntizarı....

Tanrı erkeklere yaşanan günü kadınlara ise geçmişle geleceği armağan etmiş.  Biz yaşanan anla pek ilgilenmeyiz. İçimizde geçmişin hesaplaşması yada geleceğin endişesi vardır hep. Bunun için bize “o an” yetmez. Biz geniş zamana yayıldığımız için “huzursuz”, sizlerse daracık bir zamana sıkıştığınız için anlayışsız olursunuz. “En büyük yaralarımızı kendimizi en çok savunduğumuz  sırada alıyoruz. Oysa hayat seçimlerle dolu. PASCALın dediği gibi “her seçim bir kaybediştir”. Bir şeyi seçer bir başka şeyi kaybederiz. Buda bir seçim. Bir şeyi seçip bir başka şeyi kaybetmekmi yoksa hiçbir şeyi seçmeyip herşeyi kaybetmekmi?            
           Zırhlarımız, korkularımız, savunmalarımız, hesaplarımız bizi hep bir şeyi seçmemeye götürüyor, aklımız öbürünü kaybetmemeliyiz diyor. Ve en akıllı, en güçlü, en zırhlı, en hesaplı olduğumuz zamanda her şeyi kaybediyoruz. En çok istediğimiz bizden en uzağa düşüyor. Kendi seçimimizi yapamadığımız içinde insanları sınayıp duruyoruz. Oysa NİETZSCHE “Tanrıyı ve insanları denemeyin” diyor. Savunmasız, güçsüz ve hesapsız olmak belkide mutluluğun kapısını açaçak kimbilir...........          
           “Geçmişin bittiği, bizi sahipsiz olarak, bizi boşlukta terk ettiği zamanlar vardır. Tanrıyı, aşkı, sevgiyi, sevgiliyi kaybettiğimiz, yalnızlıktan, inançsızlıktan kıvrandığımız dönemler vardır. Lekesiz bir aşk ancak böyle bir boşluğun , böyle bir yalnızlığın, böyle bir kıvranmanın içinden doğar.” Kaybetmenin acısını yaşamadan, kazanmanın lekesiz sevincini yaşamaya izin vermiyor tanrı. Ve böyle bir dönemde yeni bir hayatı, yeni bir aşkı kazandığımız andada, geleceğimize giden yolda yeni bir dar kapı örmeye başlarız. Peki ne yapmalıyız? Dar kapılardan nasıl geçmeliyiz. Yaşayamamanın acısınımı, gölgeli bir geleceği kucaklamanın hüznünümü tercih etmeli?. Duyduğumuz istekler, tutkular, aşklar, geleceğin ruhumuza uzanan gölgelerini silmeye, bizi iyileştirmeye yetermi?.  Dar kapılardan geçemediğimiz, yaşayamadığımız için pişman olacağız. Bizi bekleyenin pişmanlık olduğunu biliyoruz, yaşadıklarımızdan değil yaşayamadıklarımızdan.  Yazarlar, şairler bize yalnızca yaşayamamanın acısını anlatırlar, yaşadığımızda ne olacağını yada nasıl yaşayacağımızı yine kendimiz bulacağız.  Bu dar kapılardan nasıl geçeceğimizi kendimiz öğreneceğiz. Öğrenebilirsek eğer................ “


Konuşsam dilim yanar, sussam kalbim..!!

Konuşsam dilim yanar,
sussam kalbim..
Önce duruyorum...
Sonra susuyorum.
İçimden...... çıkan lafların etrafı ,yangın yerine çevireceğini düşününce
kilit vuruyorum dilime..
Yan! diyorum içime!...
Sadece sen yan!
Ve Dayan! diyorum gönlüme!..
Herkes mutlu olsun!
Sen dayan!..