24 başlıkta hukukun evrensel ilke ve esasları
Aşağıda sıralayıp kısaca tanımladığımız
hukukun evrensel ilke ve esasları, demokratik hukuk toplumlarının vazgeçilemez
ve devredilemez değerlerdir. Bu ilke ve esaslar, insanlık tarihinin yüzyıllara
yayılan çekişmeleri, kavgaları ve savaşları neticesinde 20. yüzyılın sonlarına
doğru netleşmiş ve birçok uluslararası sözleşme ile anayasada yerini bulmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti, hukuk kurallarını bu ilke ve esaslar ışığında düzenleyip
uygulamak zorundadır. Aşağıda, dilimizden düşürmediğimiz, ancak soyut olması
itibariyle anlaşılamayan hukukun evrensel ilke ve esaslarının neler olduğuna ve
kısa tanımlarına yer vereceğiz.
1- Hukuk Devleti: Hukuk kurallarına önce kendisi uyan, keyfi yetki
kullanımına izin vermeyen, işlem ve eylemlerini hukukilik denetimine tabi
tutulmasını engellemeyen devlettir.
2- Kuvvetler Ayrılığı: Yasama, yürütme ve idare ile yargı
yetkileri olarak adlandırılan ve millete ait olan kamu kudretinin tek elde
toplanmayıp, “demokratik hukuk devleti” ilkesine uygun bir şekilde kamu kudreti
kullanıcıları arasında paylaştırılmasıdır.
3- Yargı Birliği: İnsanlar arasında senin mahkemen-benim
mahkemem, senin hakimin-benim hakimim, senin savcın-benim savcım anlayışına
hizmet etmeyecek şekilde, herkes için aynı usul ve esaslarla yargılama yapan
mahkemelerin aynı çatı altında toplanmasıdır. “Yargı birliği” ilkesi, “eşitlik”
ilkesinin bir sonucudur.
4- Tabii Mahkeme ve Hakim Güvencesi: Herkesin işlem veya eylem tarihinde tabi olduğu
mahkeme ve hakim huzurunda yargılanması hakkıdır. Bu ilkenin bir alt derecesi
kanuni mahkeme/hakim güvencesidir ki, bugün Anayasa m.37’de öngörülen bu ilke
ile maalesef kanunla sonradan mahkeme ve hakimlerin değiştirilebilmesi
mümkündür. İdeal olan ise, tabii mahkeme/hakim güvencesidir.
5- Eşitlik: Tüm insanlar her bakımından eşittir.
Hukuki statüden kaynaklanan farklı uygulamalar, ancak zorunlu hallerde ve somut
durumda duyulan ihtiyaçla sınırlı olarak mümkündür.
6- Laiklik: Devletin, toplumun ve bireylerin bağlı
olacağı hukuk kuralları, bir veya birkaç dinin kural ve esaslarına bağlı
kalınmak suretiyle düzenlenemez. Sosyal düzen kurallarından olan hukuk
kuralları, din veya ahlak kurallarından etkilense de, her bir insanın hangi din
veya ahlak anlayışına bağlı olduğu gözetilmeksizin ve tüm insanları kapsayacak
şekilde düzenlenir.
7- Sözleşme Özgürlüğü ve Güvenliği: Herkes, özgür iradesi ile dilediği
sözleşmeyi imzalayıp, bu sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesini bekleme
hakkına sahiptir.
8- Hak Arama Hürriyeti: Herkes, meşru vasıta ve yollardan yararlanmak
suretiyle bağımsız ve tarafsız yargı önünde iddia ve savunma ile dürüst
yargılanma hakkına sahiptir. Hak arama hürriyeti kısıtlanamaz.
9- Dürüst Davranma ve İyiniyet İlkeleri: Hak sahibinin haklarını kullanırken ve borçlarını
yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi gerekir. Bir hakkın kötüye
kullanılmasını kanun himaye etmez. Hakların kazanılmasında ve hukuki bir
sonucun gerçekleşmesinde iyiniyet esastır. Kişi, kendisinden beklenen dikkat ve
özeni gösterdiği halde, hakkın kazanılmasını veya hukuki sonucun
gerçekleşmesini engelleyen durumu bilmemeli ve bilmesi de gerekmemelidir.
10- Müktesep (Kazanılmış) Hak: Bireyin hukuka uygun şekilde kazandığı
hakkı elinden alınamaz. Bir hakkın kullanılması için gerekli olan şartlar
kaybedilmedikçe, hak sahibinin bu hakkı kullanımı engellenemez.
11- Bir Suçtan İki Yargılama Yapılmaz/Ceza
Verilemez: Herkes, bir
suçtan, ancak bir defa yargılanabilir ve bir defa cezalandırılabilir. Bir
insan, yargılandığı suçtan keyfi olarak tekrar yargılanıp
cezalandırılamaz.
12- Suçta ve Cezada Kanunilik: Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için
kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Suç ve ceza ancak kanunla
koyulur. Kanunlar, prensip olarak ileri doğru uygulanır. Ceza kanunları, ancak
lehe olduğunda geçmişe etkili uygulanır.
13- Sorumluluğun Şahsiliği İlkesi: Herkes kendi işlem ve eyleminden
sorumludur. Başkalarının işlem ve eyleminden sorumluluğu mümkün kılacak
kolektif ceza sorumluluğu kabul edilemez.
14- Cezanın Bireyselleştirilmesi: Kanunla belirlenen bir cezanın somut olaya
ve kişiye uygulanabilmesi için dayanak ve sınırları kanunlarda yer alan cezanın
bireyselleştirilmesi yetkisi hakime verilir.
15- Kusur Sorumluluğu: Kusursuz suç ve ceza olmaz. Fiilde kusurun
yokluğu, suç ve cezayı kaldırır.
16- Dürüst Yargılanma ve Savunma Hakkı: Herkes, İnsan Hakları Avrupa
Sözleşmesi’nin 6. maddesinde öngörülen hakları çerçevesinde yargılanma hakkına
sahiptir. Kişi, iddiaları bilip anladığı dilde öğrenme, bağımsız ve tarafsız
yargılanma hakkına sahip olduğu mahkeme huzuruna çıkarak savunma yapıp, makul
sürede yargılanma hakkına sahiptir.
17- Masumiyet (Suçsuzluk) Karinesi: Hiç kimse, suçluluğu mahkemenin kesinleşmiş
hükmü ile sabit oluncaya kadar suçlu ilan edilemez ve mahkum edilemez.
18- Yargı Bağımsızlığı: Hiçbir organ, makam, mercii veya kişi,
yargı yetkisinin kullanılmasında hakimlere veya mahkemelere emir ve talimat
veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz, bu tür bir yetkinin
kullanılmasına izin veren yasal düzenleme de yürürlüğe koyulamaz.
19- Hukuk Güvenliği Hakkı: Herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı
vardır. Hiç kimse, demokratik hukuk devletinde, korku ve endişe ile yaşamaya
mahkum edilip, yargı makamlarına başvurmanın sonuçsuz kalacağı algısına maruz
bırakılamayacağı gibi, keyfi şekilde yakalanamaz, gözaltına alınamaz,
tutulamaz, tutuklanamaz, hürriyetinden mahrum bırakılamaz ve cezalandırılamaz.
Anayasa m.13’e göre; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere
bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın
sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine
ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz”.
20- Hakim Tarafsızlığı: Bağımsız hakim, dışa karşı etkiden uzak ve kendisi
bakımından da objektif hareket etmelidir. Hakimin tarafsızlığı, bir iddia ve
savunmaya önyargısız bakabilmesini, baskı altında bırakılmamasını, dışarıdan
etkilenmemesini ve kendi iç dünyasında da yansız hareket edebilmesini
gerektirir.
21- İddia Edenin İspat Külfeti: Herkes, iddiasını hukuka uygun yol ve
yöntemlerle elde edilen deliller ile kanıtlamak zorundadır. İddia peşinen doğru
kabul edilip, aksinin ispatının aleyhinde iddia olunan tarafa yüklenemez.
22- Yargı Kararlarının Gerekçeli Olması: Tüm yargı kararları somut gerekçelere
dayalı olarak yazılmalıdır. Somut olayın özelliklerinden uzak, kanun hükmünün
soyut tekrarı ile basmakalıp sözlerden oluşan kararların gerekçeli olduğu
söylenemez.
23- Borçların Nisbiliği: Prensip olarak her borç sahibini bağlar.
Bir borcun yerine getirilmemesinden dolayı borç sahibinin herhangi bir yakını
sorumlu tutulamaz.
24- Ceza Kanununu Bilmemek Mazeret Sayılmaz: Herkesin, usule uygulan olarak yürürlüğe
giren ceza kanunlarını bildiği kabul edilir. Hiç kimse, cumhurbaşkanı
tarafından imzalanıp, Resmi Gazete’de yayınlanmak suretiyle yürürlüğe giren
ceza kanununu bilmediğini iddia edemez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder